Kayıp Bir Ruh Nerede Aranır?

“Kaybettiğimiz kişilerin ruhlarının, daha ilkel bir varlığın, bir hayvanın, bitkinin veya cansız nesnenin içinde tutsak olduğu yolundaki Kelt inancını çok makûl bulurum; bu ruhları gerçekten de kaybetmişizdir, ta ki birçokları için hiç yaşanmayan bir gün, ruhun hapsolduğu ağacın yanından geçinceye, ruhu barındıran nesneyi tesadüfen ele geçirinceye kadar. O zaman ruh irkilip ürperir, bizi çağırır ve onu tanıdığımız anda, büyü bozulur. Bizim tarafımızdan kurtarılan ruh ölümü yener ve bizimle birlikte yaşamaya başlar tekrar.”

Marcel Proust/Kayıp Zamanın İzinde/Swann’ların Tarafı

*

Benim kaybettiğim ruh nerede? “O” ruhu ben nerede aramalıyım?

Çekiç sesleri motor gürültülerine karışan, benzin, mazot ve yağ kokan bir tamirhanede.

Memleketin dar, ıssız yollarından birinde, 1969 model bir Ford kamyonun şoför mahallinde.

Anadolu’nun herhangi bir yerinde, herhangi bir buğday tarlasında, yeşil renkli, John Deere marka bir biçerdöverin gölgesinde.

Bir avuç buğdayın serinliğinde ya da tek bir buğday tanesinde.

Bir kör kuyunun dibinde, ağrıyan bir omurda.

Güneşten solmuş bir kaskette, artık bulunmayan bir kumaş mendilde ya da eski bir tüvit paltoda.

“Huma kuşu yükseklerden seslenir” diye başlayan bir türküde.

Bir yoz vişne ağacının gövdesinde ya da bir kiraz çiçeğinde.

Bir tencere patlıcan yemeğinde.

Bir kâse balda, bir dilim ekmekte.

Küçük, kareli bir battaniyede.

Kalp krizini işaret eden bir EKG grafiğinde.

Felçli bir ayakta, kırık bir kalça kemiğinde, bir yoğun bakım odasında…

*

Yeniden birlikte “yaşamaya” başlayana kadar aramaya devam edeceğim “o” ruhu.

Münih, 28 Mayıs 2018

 

Kayıp Bir Ruh Nerede Aranır?’ için 14 yanıt

  1. Eğer o ruh senin baban olacak kadar, annen olacak kadar candan, tendense, sen ondan bir parçaysan öyle kolay uçup gidemez, gitmemeli.

  2. Fotoğrafa bakınca çok taze, ulaşılması mümkün gibi, fakat rahmet-i rahmana kavuşmuş, bu dünyadaki yaptıklarına ve yaşadıklarına göre yeri cennettedir, hatıralarda yaşayacak. Allah rahmet eylesin. “Evine buğday yağasıca” diye başlardı söze, çok munis iyiliksever, rahatı hiç sevmeyen, sanki bu dünyanın meşakkatine talip olmaya gelmiş bir garip ademoğluydu. Rahmetliyi anlatırken siz mazot kokusuyla çok güzel tarif etmiştiniz… Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun. Sizlere de baki selam.

    1. Çok sevgili Osman Nihat Bey, yazdıklarınızın üzerimde bıraktığı etkiyi sözcüklerle ifade etmem olanaksız. Babamı çok iyi tanıdığınızı anlıyorum. Ne yazık ben sizi tanımıyorum. Çok teşekkür ediyor, sağlıklı, uzun bir ömür diliyorum. Var olun.

  3. Dayim, sadece bu ozel zamanda degil, bizle paylastigi herseyi, saygisini ve yuregimize kazidigi sevgisini, her an hasretle yasiyoruz. O guzel kelebegi bir dusun, nasil “ben hala buradayim” diye kanat cirparken! Hic bir yerede aramaga gerek yok 🙂

    1. Evet, o kelebeği unutmam mümkün değil Dayı. Elbette her an, her zaman birlikteyiz, ama işte Mayıs gelip, kirazlar çiçek açtı mı bir hüzün gelip oturuyor içime. Oysa geçmişte, onun da benim de en sevdiğimiz zamanlardı bu zamanlar.

  4. Sevgili Nigar hanım,
    İyi dilekleriniz için çok sağolun. İnsanı insan eden, yüreğinde barındırdığı duyguları. Babanızı anlattığınız yazınız o kadar samimi, o kadar duygulu, ama bir o kadar da sanki bir şeyleri eksik yapmışız da keşke daha iyisini yapabilseydik der gibi… Özlemini büyütüyor insanın. Dünya gailesi dediğimiz, hayata hazırlanalım derken hayatı ıskalıyoruz gibi geliyor. Siz beni tanımazsınız. Ayten teyze, rahmetli Arif amca, Ayhan, Muhsine, Cemre, Osman hepsi beni tanırlar. Ayhan’ın ortağı Erşan’ın abisiyim. Sıladan selam ve sevgiler.

    1. Ah Osman ağabey, tanımaz olur muyum hiç. Çok uzun yıllar oldu, zihnim berraklığını yitirmiş, hepsi o. Sizleri unutmak ne mümkün? Pelin abla, Ümit, Nuri… Dilerim herkes sağlıklı ve mutludur. Tek tek kucaklıyorum, özlemle.

  5. Kaybettiğimiz ruhu bulmuş olamaz mıyız Nigar abla…

    Yokluğunu ne günümüzden ne gecemizden söküp atmadığımız ruhumuz ile nice vakitler eylemiş olamaz mıyız…

    Yüzümüzün yüreğimizin gözümüzün güldüğü her yer, her an mesela…

    Varlığı, huzurumuza mutluluğumuza sebep olan, kaybettiğimiz ruh bize kim bilir ne kadar yakın oysa…

    Sorularımızın dürüstlüğüne inandığımız cevaplarında.

    Kavak ağaçlarının yanı başında akıp giden, sesi soluğu ile günün, insanın kederinden bizi alıp yarınımıza umut, güç, heves olan bir derenin sularına ayaklarımızı koyup, çocuk neşesinde kendimizden geçerken.

    Bir tren istasyonunda bize kavuşmayı beklerken, dakikada on kez saatine bakıp, her geçen saniyede yüreğinin heyecanına dizgin vuramayan, birazdan öpmeye doymayacağımız yanakları kıpkırmızı olmuş bekleyenimizin varlığına kavuştuğumuzda.

    Yağmurun serinliğinde içtiğimiz bir bardak çayın sıcaklığında.

    Ovasına, adasına, patikasına, dağına varıp, gecelerinde yıldızlara isim verdiğimiz memleketin her bir toprağına ayak bastığımızda.

    Çaldığında kimi zaman elimize almaya korktuğumuz telefondan gelen her mutlu haberde.

    Canı canımız olanların hayallerine sevinçlerine ortak olduğumuzda.

    Kimi zaman kahramanımıza günlerdir bir çift söz ettiremediğimiz hikayemizin son sayfasını elimize aldığımızda.

    Kimi zaman, eve varınca mutfaktan gelen kızarmış biberin domatesin, fırından yeni alınmış pidenin kokusu ile dostluk kurunca.

    Yani Nigar abla, kaybettiğimiz ve varlığı bize gülmek, tebessüm, sevinç, mutluluk, umut olan ruhumuz ile hep beraber değil miyiz…

    Hüzünden sıkıntıdan her kopup gittiğimizde onun kucağında değil miyiz…

    Senin sesini ilk duyduğumda mesela… Dört yaşında iken, köyde oynarken evin üstünden düştüm. Beni kucağına alan “Ato, Ato… ağlama, geçer” diyen ve bir daha ne sesini ne yüzünü gördüğüm amcamın sıcaklığını hissettim. Mutluluğumun ifadesi yüzümde gözümde idi o an.

    Kaybettiğimiz ruhumuz ile sevinçlerin dostluğu bir değil mi Nigar abla 😊😘

    1. “Ten fanidir can ölmez, gidenler geri gelmez,
      Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil.”
      Yunus Emre

      Sağ ol Ato.

  6. Ağustos 10’da 28 yılımızı dolduracağız. Ben daha 5 yaşındayken kalp krizi ayırmış bizi de… Üstelik başka kardeş falan da yok anne kız kalmışız… Şimdi böyle yazıları okuduğum zaman nedense burnumun direği sızlıyor… En azından tanımış güzel anılar biriktirebilmişsiniz… Bana göre baba kavramı mezar taşından ibaret… İnşallah biz de bir gün bir yerlerde kavuşur, yarım kalan aile masalımızı tamamlarız… Başınız sağ olsun babanızın mekanı cennet olsun…

    1. Her daim anacağım babacığınızı. Huzurla uyusun. Siz, evladınızla yaşlanın. Sağlıklı, uzun, mutlu bir ömür dilerim.

  7. İyi geceler dileğiyle selam ve sevgiler,sağolun Nigar hanım hepimiz iyiyiz,size de iyilikler dileriz.Allah sabır versin,zaman herşeyin ilacı… eşinize ayrıca selamlar .Allah a emanet olun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.